Bir süredir formasyon eğitimi almaktayım. Gelişim psikolojisi adında bir dersimiz var. Genel anlamda gelişimin temel alanlarını ve kendi içinde aşamalarını inceliyor. Fiziksel, zihinsel gelişim ve dil gelişiminden sonra geçen hafta ahlak gelişimine giriş yaptık. Hocamız dersin akışına yön vermek biraz da nabız ölçmek için ön sorularla başladı derse. Biri üzerinde özellikle durdu ve tek tek fikirlerimizi sordu. Ben de size sorayım düşünelim bir.
Diyelim eşiniz tedavisi olmayan bir hastalığa müptela oldu. Bir eczacı da bunun ilacını üretiyor ve fahiş fiyatlara satıyor, hikaye bu ya sizin de paranız yok. Eczacının kapıya kadar gidiyorsunuz eşim ölecek ah vah diye yalvarıyorsunuz nafile... Uzatmayalım soru şu: Sevdiğiniz insan için o ilacı çalar mıydınız?
Tabi burada sevdiğiniz insan için kısmının altını çiziyoruz yani tabii ki de özünüzde iyi insanlar olduğunuzdan yapmazsınız öyle şeyler, hani mesela...:)
Sonuç ne olsa beğenirsiniz, sınıfın hepsi hırsız çıktı. Yalnız “Eşimin nasıl biri olduğuna bağlı”(gençse güzelse?), “Eşim için değil ama annem için çalardım” gibi ciddi olup olmadıklarını anlayamadığım cevaplar da gelmedi değil.
Sorunun ikinci kısmı ise daha can alıcı: Peki neden?
Yaygın cevaplar: “Sevdiğim insanın hayatı için”, “Eczacı da o kadar zalim olmasaydı”, “Formülüyle birlikte çalarak insanlığa faydalı olmak...”
Evet sorunun masum insani duygularımızı istismar ederek bu durum için “çalardım” dedirtmek üzere sorulduğu ortada. Ama genel anlamda başına sonuna bir gerekçe ekleyerek vicdanımıza veya yasalara aykırı bir şey yapar mıydık veya yapmakta kendimizi haklı görür müydük bunun cevabını almak istiyoruz.
Kafamda bunlar dönerken sıra bana geldiğinde doğrudan cevap vermek yerine kurnazlık edip sınıfa şöyle bir soru yönelttim:
“Hikaye biraz farklı olsaydı ve mesela sevdiğimiz kişileri kurtarmak için birilerini öldürmemiz gerekseydi, o zaman da “öldürürdüm” mü diyecektik?”
Sınıftan bunun çok farklı bir şey olduğu yönünde uğultular yükseldi bir anda. İçlerinden biri; bir can için bir başka bir cana kastetmenin kabul edilemez olduğunu söyledi ve hırsızlığın adam öldürmekten daha az yanlış olduğu kanısına vardı! (Kendisini içimden tebrik ettim gerçekten)
Anlatmaya çalıştığım şey de buydu aslında. Bizim gibi sicili kalbim kadar temiz insanlara göre öldürmektense çalmak daha makul görünüyor. (Gerçi diliyle yapardım ederdim dese bile muhtemelen gerçekleştiremez) (Yani sınıftaki hırsızların çoğu palavracı :)) (Bekara karı boşamak kolay)
Demem o ki soruyu 2. haliyle azılı bir katile sorsak muhtemelen “Bir can için başka bir cana kasdetmek olmaz...” gibi bir cümle kurmayacak. Önemli olan muhatabın algı düzeyi ve neler yapabileceği...
Hem katillerin gerekçeleri olamaz mı sanıyorduk? Yıllar evvel haberlerde izlemiştim, liseli bir genç arkadaşını yürüyüş şekline gıcık olduğu için öldürmüş. Gözü hep arkadaşlarının ayaklarına gidiyormuş ve bu onu deli ediyormuş, hatta uyarmış etmiş (bak olm düzgün yürü), sonunda dayanamamış herhalde. Tamam bu uç bir örnek psikopat bir durum var ama psikopatların da gerekçeleri varmış demek ki...
Münazaramızın sonunda fikrinin değişmeye başladığını söyleyenler oldu. (Aferim yola geliyorsunuz :)) Ben de mi fikrimi değiştirsem ne? Bu kadar felsefeyle kafa patlatmaya ne luzum var kuzum çal gitsin kafalar rahat olsun. Şaka yaptım sakın ha ciddiye alarak fikrinizi tekrar değiştirmeyiniz bu vebali üzerime alamam.
Efendim bir sonraki polemikte görüşmek dileğiyle esen kalın...
Eline sağlık üslubun pek hoş olmuş.
YanıtlaSilYazıya gelince konu güzel,cevaplar daha bir güzel ama ben 'çalardım' denmesine şaşırdım açıkcası. Ahkam kesmek noktasındaki başarımızı çözüm üretmek ya da bu çözümlere inanmak noktasında gösteremediğimiz aşikar. Harbi iyi. =)
Bu arada kendi yorumumun çağrıştırdığı-Hamza'ya döndüm gibi gibi- nadide eserin kime ait olduğunu tahmin etmek isteyen var mı? Şöyle ki:
"Güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem:
Eline sağlık Tanrım Leyla çok güzel olmuş
Tanrım eline sağlık dünya da güzel olmuş
Keşke biraz ölmesem."